Rehber

Neymiş Bu JRPG

JRPG oyunları, ana vatanı olan Japonya’da hâlâ hatırı sayılır derecede popüler; ama maalesef ki batı dünyasında eski ihtişamını koruyabilmiş değil. Bir zamanlar, özellikle konsol oyuncularının çoğunun oynadığı, hatta Final Fantasy 7 gibi oyun camiasını sallayan yapımların çıktığı bu türün ne olduğunu merak eden; ya da biliyorsa bile bir de bizden okumak isteyen okurlarımız için hazırladığımız bu makaleye hadi başlayalım!

Evet, neymiş bu JRPG?

JRPG, adı üzerinde Japonların geliştirdiği rol yapma oyunudur. Kendine has özellikleri sebebiyle, yıllar içinde rol yapma oyunlarının bir alt kategorisi haline gelmiştir. Bu janrın oyunlarını diğerlerinden ayıran en büyük özelliği ise yarattığı harika dünyaları denilebilir herhalde.

Batı tarzı rol yapma oyunlarında genelde oyuncu dünyaya bırakılır ve yapmak istediği şeyleri özgürce, daha doğru ifade ile kendi istediğince yapar. Bir hikâye akışı vardır elbet; ama oyuncu bu serüveni biraz kendi meşrebince yaşar. Çoğu zaman karakterini kendi oluşturur, görevleri kendi istediğince yapar vesaire. JRPG’ler ise oyuncunun biraz daha elinden tutan yapıda olurlar. Mesela çoğu zaman karakter oluşturmaya izin verilmez; karakterin önceden oluşturulmuş bir görünüşü ve kişilik özellikleri olur. Hikâye akışı da biraz daha çizgiseldir; olay örgüsünün içine kapılmamız beklenir.

Ama bu demek değildir ki JRPG’lerde rol yapma işi geri plana atılıyor, hayır sadece rol yapma işi; kurduğu evrenin, karakterlerin ve hikâyenin gücü ile sağlanmaya çalışılıyor. Oyuncu iyi bir JRPG oyununu açtığında bilir ki yaratılan dünyanın içinde kaybolup gidecek, karakterler ile güçlü bir bağ kuracak, onların başına gelenler kendi başına gelmiş gibi hissedecek; yani “immersion” denilen şeyi dibine kadar yaşayacak. Kısaca, batı tarzı rol yapma oyunları “Yaa şurada şöyle bi yer varmış. Çok iyi, git bi bak istersen” diyen dost; Japon rol yapma oyunları ise ”Kanka gel bak seni şöyle bi yere götürücem acayip seveceksin” diyen dost gibi. Hangisinin tercih edileceği oyuncunun zevkine kalmış elbette.


İlginizi Çekebilir: Soulsborne Tarihi


Oynanış olarak ise bu türün en belirgin özelliği sıra tabanlı olması denilebilir herhalde; zaten, günümüzde popülerliğini yitirmiş olmasının en büyük sebeplerinden biri de bu. Kendimi de katarak söylüyorum, Dark Souls, Witcher 3 gibi aksiyonu harika olan rol yapma oyunları görmüş biz oyuncular için sıra tabanlı oyunlar bayıyor bir noktadan sonra. İlla sıra tabanlı olacağım diyor ise de Persona 5 ya da Yakuza: Like a Dragon gibi akıcı ve çeşitli bir şey olsun istiyor insan.

E bu oyuncu kaybından dolayı da günden güne kan kaybettiğinden JRPG türünde çıkan yeni oyunlar o kadar yenilikçi olamıyor. Ufak bir kısır döngü söz konusu yani. Bu döngüden sıyrılıp çok popüler olmayı başaran oyunlar da var elbet, mesela Kingdom Hearts gibi; acayip keyifli aksiyon mekanikleri sayesinde JRPG’lere harika bir soluk olmuş, çıktığı dönemde hem batıda hem de anavatanında çok popüler olmayı başarmış bir oyun serisi Kingdom Hearts.

İşin savaş kısmını kenara bırakacak olunduğunda bir şey fark ediliyor ki; JRPG’lerin ucu bucağı yok. Bir sürü farklı sistem, bir sürü farklı mekanik, bir sürü farklı deneyim var bu janrın oyunlarında. Persona gibi yaşam similasyonu mu dersin, Chrono Trigger gibi zaman yolculuğuyla oradan oraya koşmak mı; yoksa Fire Emblem gibi, savaşlarda askerlerin yönetilebileceği bir strateji oyunu mu. Her oyuncunun sevebileceği tarzda bir JRPG var. İşte kritik mesele yukarıda da ifade etmiş olduğum gibi, oyuncunun hangi dostu seçeceğine kalıyor; tabii bir de JRPG’lerin o animemsi estetiğini sevebilmeye. İkisi tamamsa elbet bulunur size göre bir JRPG.

jrpg
Orijinal Dragon Quest oyundan bir görsel

E tamam da tarihi neymiş kısaca bu JRPG’lerin?

Çıkışını 1984’yılında yapmış ve birçok rol yapma oyunda olduğu gibi D&D sistemini benimsemiş olan Black Onyx bu janrın ilk popülerleşebilmiş temsilcilerindendir. Ardından 1986 yılında gelen – günümüzde de hâlâ yeni oyunları çıkmaya devam eden- Dragon Quest, janrın popülaritesini iyice pekiştirmiştir. Bunlardan gelen gaz ile kelimenin tam manasıyla son fantezi ürünü olan -Stüdyo bu oyun tutmazsa batma tehlikesi ile karşı karşıya kalacakmış- Final Fantasy oyunu ile de JRPG’ler, en ışıltılı dönemlerini geçirecekleri 90’lara göz kırpıyorlar.

Beşinci jenerasyon konsollar ile artık JRP’ler oyun dünyasının en popüler türlerinden birisi haline geliyor. Pokemon, Persona, Tales gibi serilerin de çıkmasıyla neredeyse her konsol oyuncusunun deneyimlediği JRPG’lerin popülaritesi Final Fantasy 7 ile arşa çıkıyor; o zamanlar için dudak uçuklatan, yaklaşık 45 milyon dolarlık geliştirilme bütçesi ve 13 Milyon adet kopya satması ile bu popülaritenin altını dolduran bir yapım oluyor. Bu başarının devamı olarak da 2000’lere geldiğimizde JRPG’lerin başarısı, çeşitliliği arttıran Yakuza ve Kingdom Hearts gibi oyunlar ile sürmeye devam ediyor.

Yedinci jenerasyon konsolların baş gösterdiği 2000’lerin sonu ve 2010’ların başı ne yazık ki JRPG’lerin çöküş dönemi oluyor. Özellikle Call of Duty: Modern Warfare, Assasin’s Creed 2 ve Far Cry 3 gibi yapımların getirdiği yeni oyuncu kitlesinin isteklerine ayak uyduramıyor JRPG geliştiricileri. Sadece o kitlenin değil sektörün getirdiği standartlara da ayak uyduramıyor; bunun sonucunda gitgide niteliksizleşiyor bu türde çıkan oyunlar. En sonunda ise çoğunlukla, sadece kendi ana vatanında çıkış yapan ve düşük bütçeler ile geliştirilen; batıda ise anca birkaç yılda, sadece büyük isimlerin çıkış yapabildiği bir tür olarak kalıyor JRPG.

 

jrpg

Peki neymiş bu JRPG’lerin en popülerleri?

Bu janrın en popüler oyunu açık ara Pokemon; zaten o yüzden de bilmeyenimiz yoktur diye düşünüyorum-Her ne kadar asıl bilinme sebebi anime serisi olsa da-. Ondan hariç olarak da iki tane baba temsilcisi var: Final Fantasy ve Dragon Quest serileri. Final Fantasy batıda çok kabul görmüş; Dragon Quest ise bizim buralara çok gelememiş ama ana vatanında hâlâ çokça popüler olan bir yapım. Bunlara ek, yakın zamanda çıkan oyunu ile kendini bir kez daha yenilemiş Monster Hunter, koskoca bir franchise olan Megami Tensei var. Son yıllarda oyun dünyasında bir devrim yapan Souls serisi de aslında bir JRPG; her ne kadar estetiği batı rol yapma oyunları gibi olsa da.

JRPG oyunlarını dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştığımız bu yazının sonuna varmış bulunmaktayız. Bu tür hakkında daha detaylıca bilgi almak isterseniz diye sizi şu videoya ve şu yazıya yönlendireyim. Sağlıcakla kalın.

Dost Kayaoğlu’ndan samimi bir JRPG sohbeti;

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu